Çiğ süt üretim maliyeti temmuz ayına ilişkin verilerin kamuoyuna açıklanmasıyla birlikte tarım ve hayvancılık sektöründe geniş bir yankı uyandırmıştır. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) tarafından hazırlanan ayrıntılı raporlar doğrultusunda şekillenen bu süreçte üreticilerin karşılaştığı yem maliyetleri, enerji giderleri ve işçilik harcamaları detaylıca analiz edilmektedir. Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından belirlenen tavsiye satış fiyatları ile saha gerçekleri arasındaki farklar sektör temsilcileri tarafından yakından takip edilmektedir. Hazırladığımız bu rehber niteliğindeki inceleme yazısında temmuz ayında yaşanan fiyatsal gerilemenin temel nedenleri, yem ve sanayi besleme giderlerindeki dönemsel kırılmalar, çiğ süt tavsiye fiyatları ile serbest piyasadaki alım rakamları arasındaki makas, damızlık hayvan varlığı ile süt arzı arasındaki doğrudan ilişki ve önümüzdeki dönemde hayvancılık sektörünü bekleyen olası riskler ile fırsatlar adım adım ele alınmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ışığında tarımsal girdi maliyetlerindeki değişimin süt üreticisi üzerindeki finansal etkileri tüm yönleriyle değerlendirilerek okuyucularımızın zihnindeki sorular net bir şekilde yanıtlanmaktadır.
bilhaber.com’un yorumu: eğer bir ülke ekonomi yönünden iyi yönetilmiyorsa; o ülkede başta market fiyatları dahil herşeyin fiyatı artar çünkü her ürün bir zincirleme usulü halkın sofrasına iner. Mesela; marketçi, toptancısından gelen ürün fiyatlarına göre belirler. Toptancı, distribütöründen yada fabrikasından aldığı fiyata göre kendi fiyatını belirler. Fabrika da; işçi maliyetlerine, üretim maliyetlerine, vergi toplamlarına falan bakarak fiyat belirler. Netice olarak gelen zamları kimin yada nelerin, ne için olduğunu iyi biliyor.
Temmuz Ayı Maliyet Raporu ve Sektörel Değişimin Analizi
Temmuz ayı içerisinde açıklanan son resmi veriler hayvancılık işletmelerinin gider yapısında dönemsel bir rahatlamaya işaret etmektedir. TÜSEDAD tarafından yapılan hassas hesaplamalara göre çiğ süt üretim maliyeti temmuz ayında 26,87 TL seviyesine gerileyerek üreticiler ve sanayiciler açısından son derece kritik bir finansal gösterge oluşturmuştur. Sektörde memnuniyetle karşılanan bu dönemsel gerilemenin arkasında kesif yem fiyatlarındaki nispeten durağan seyir ve mevsimsel imkanlarla yeşil kaba yem temininin kolaylaşması yer almaktadır. İşletmelerin katlandığı genel süt imalat masrafı kalemlerindeki bu düşüş eğilimi süt çiftliklerinin mali sürdürülebilirliği açısından stratejik bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir.
Üretim sahalarından elde edilen somut veriler detaylıca incelendiğinde 1 litre süt elde etmek için harcanan iktisadi kaynakların dönemsel olarak değişkenlik gösterdiği net bir şekilde anlaşılmaktadır. Çiftçilerin en büyük harcama kalemini olusturan yem rasyonlarındaki fiyat hareketleri üreticilerin aylık bütçesini doğrudan şekillendiren ana faktördür. Temmuz döneminde hava sıcaklıklarının ve iklim şartlarının etkisiyle meraya dayalı besleme imkanlarının kırsal bölgelerde kısmen devam etmesi maliyet baskısını bir miktar hafifletmiştir. Yaşanan bu olumlu tablo küçük ve orta ölçekli aile işletmelerinin nakit akışlarını korumalarına ve borç yüklerini yönetmelerine imkan tanımıştır.
Maliyet tablolarının ayrıntılarına ve kırılımlarına bakıldığında işçilik, ilaç ve veterinerlik hizmetlerinin toplam bütçe içerisindeki yüksek payını koruduğu gözlemlenmektedir. İşletme sahiplerinin her gün kesintisiz olarak katlandığı çiğ süt üretim maliyeti unsurları arasında elektrik, su ve nakliye gibi lojistik giderler de ciddi bir ağırlık tutmaktadır. Akaryakıt ve enerji fiyatlarındaki genel seyir çiftliklerin aylık gelir gider dengesini doğrudan etkilemeye kararlılıkla devam etmektedir. Ekonomi uzmanları süt elde etme gideri hesaplanırken sadece hazır yem harcamalarının değil amortisman ve genel idari giderlerin de denkleme dahil edilmesi gerektiğini önemle hatırlatmaktadır.
Bölgesel bazda gerçekleştirilen saha taramalarında hammadde tedarikinde yaşanan dönemsel kolaylıkların çiftlik bütçelerine son derece olumlu yansıdığı tespit edilmektedir. Özellikle süt üretiminin yoğun olarak kümelendiği Marmara ve Ege bölgelerinde lojistik altyapının gelişmiş olması işletme maliyetlerini hissedilir derecede düşürmektedir. Buna karşın İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde nakliye mesafelerinin uzunluğu ve iklim sertliği gider yapısını artırıcı bir unsur olarak varlığını sürdürmektedir. Süt üreticileri bölgesel maliyet farklılıklarının titizlikle göz önüne alınarak ulusal destekleme politikalarının bu doğrultuda güncellenmesini talep etmektedir.
Yem Fiyatları ve Girdi Maliyetlerinin Üretime Etkileri
Hayvancılık sektöründe ticari karlılık ve işletme sürdürülebilirliği rasyoları hesaplanırken süt yem paritesi en temel gösterge olarak kabul edilmektedir. İdeal ekonomik şartlarda 1 litre çiğ süt satışı ile en az 1,5 kilogram kaliteli süt yeminin satın alınabilmesi hedeflenmektedir. Ancak son dönemde çiğ süt üretim maliyeti ile serbest piyasada oluşan alım fiyatları arasındaki dengesizlik bu paritenin hedeflenen seviyelerin oldukça altında kalmasına neden olmaktadır. Üreticilerin yem alım gücünün zayıflaması doğrudan hayvan besleme kalitesini ve buna bağlı olarak günlük süt verimliliğini olumsuz yönde etkilemektedir.
Kesif yem piyasasında yaşanan dönemsel fiyat hareketleri besi ve süt çiftliklerinin geleceğe dönük yatırım planlamalarını doğrudan ve derinden etkilemektedir. Mısır, soya küspesi, ayçiçeği küspesi ve kepek gibi ithal girdi bağımlılığı yüksek olan yem hammaddeleri uluslararası piyasalardaki fiyatlardan anında etkilenmektedir. TÜSEDAD uzmanları tarafından titizlikle hazırlanan çiğ süt maliyet hesabı cetvellerinde rasyon maliyetlerinin toplam işletme giderlerinin yüzde 65 seviyesini aştığı açıkça görülmektedir. Yem sanayicileri ile süt üreticileri arasında uzun vadeli ve sabit fiyatlı tedarik sözleşmelerinin yapılması piyasa istikrarı açısından hayati önem taşımaktadır.
Kaba yem tedarikinde yaşanan rekolte ve rekolteye bağlı fiyat gelişmeleri süt üreticilerinin elini güçlendiren bir diğer stratejik faktör olarak öne çıkmaktadır. Yonca, silajlık mısır, korunga ve fiğ gibi kaliteli kaba yemlerin yerli imkanlarla bol miktarda üretilmesi toplam yem harcamalarını aşağı çekmektedir. Sulu tarım alanlarının genişletilmesi ve kaliteli kaba yem ekim alanlarının devlet eliyle teşvik edilmesi hayvancılık sektörünün dışa bağımlılığını azaltmaktadır. Çiftçilerin kendi öz kaynaklarıyla ve kendi arazilerinde yem bitkisi yetiştirmesi işletme maliyetlerinde devasa tasarruflar sağlamaktadır.
Son yıllarda küresel ölçekte artan iklimsel riskler ve kuraklık tehdidi tarımsal girdi fiyatları üzerinde kalıcı bir baskı oluşturmaktadır. Su kaynaklarının azalması ve merataki ot kalitesinin düşmesi çiftliklerin fabrika yemine olan zorunlu bağımlılığını artırmaktadır. Bu durum genel süt üretme maliyeti grafiğinin mevsimsel düşüş dönemlerinde dahi belirli bir taban seviyesinin altına inmesini engellemektedir. Sürdürülebilir bir hayvancılık yapısının tesisi için iklim dostu üretim tekniklerinin ve verimli sulama sistemlerinin hayata geçirilmesi zorunludur.
Tavsiye Satış Fiyatı ile Saha Gerçekleri Arasındaki Fark
Resmi kurumlar ve konsey tarafından ilan edilen tavsiye fiyatlar ile serbest piyasada oluşan fiili alım fiyatları arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Süt sanayicileri ve toplayıcılar soğutma, nakliye ve depolama bedellerini gerekçe göstererek çiğ sütü tavsiye edilen rakamların altında fiyatlardan satın alabilmektedir. Bu durum çiğ süt üretim maliyeti altında satış yapmak zorunda kalan üreticilerin sürekli zarar ederek üretim yapmasına yol açmaktadır. İşletmelerin katlandığı hayvancılık imalat gideri her geçen gün artarken ürün satış gelirlerinin yetersiz kalması çiftçileri ekonomik olarak ciddi şekilde zorlamaktadır.
USK tarafından belirli periyotlarla güncellenen tavsiye fiyatların saha gerçekleriyle çok daha hızlı bir şekilde senkronize edilmesi gerekmektedir. Fiyat açıklama süreçlerindeki gecikmeler üreticilerin sermaye kaybı yaşamasına ve en verimli damızlık hayvanlarını dahi kesime göndermesine neden olmaktadır. Süt sanayicileri ile üretici temsilcileri arasında dengeli ve hukuki altyapısı güçlü bir sözleşmeli üretim modelinin kurulması piyasa istikrarı için elzemdir. Şeffaf, bağımsız ve adil bir fiyatlandırma mekanizması hem üreticiyi hem de işleme tesislerini koruyacak sürdürülebilir bir yapı sunacaktır.
Aracı kurumların ve süt toplama merkezlerinin piyasadaki baskın etkinliği nihai çiftçi satış fiyatının oluşumunda belirleyici bir rol oynamaktadır. Kendi soğutma tankı ve depolama imkanı bulunmayan küçük ölçekli üreticiler sütlerini pazarlarken ciddi fiyat kırılmalarıyla yüzleşmektedir. Bu durum çiğ süt üretim maliyeti hesaplarının ötesinde bir reel gelir kaybı ve mağduriyet yaratmaktadır. Üretici birliklerinin ve kooperatiflerin soğutma ile pazarlama altyapılarını devlet desteğiyle güçlendirmesi bu haksız rekabetin önüne geçilmesini sağlayacaktır.
Tüketici raf fiyatları ile çiftçi çıkış fiyatları arasındaki makasın her geçen gün daha da açılması tüm tarafların haklı tepkisini çekmektedir. Market raflarında yüksek fiyatlarla satışa sunulan işlenmiş süt ürünlerine karşın çiğ süt üreticisinin elde ettiği gelir payı oldukça sınırlı kalmaktadır. Ayrıntılı şekilde hesaplanan süt imalat maliyeti doğrultusunda adil bir kar marjının doğrudan üreticiye bırakılması sektörün geleceği açısından hayati önem taşımaktadır. Perakende sektöründeki denetimlerin artırılması ve tedarik zincirindeki aracı kademelerinin azaltılması nihai fiyat dengesini olumlu etkileyecektir.
Damızlık Hayvan Varlığı ve Süt Arzındaki Son Durum
Çiğ süt alım fiyatlarının üretim maliyetlerini karşılayamadığı kriz dönemlerinde sektörün karşılaştığı en büyük tehlike dişi damızlık hayvanların kesime gönderilmesidir. Anaç sığır varlığının azalması doğrudan ülke genelindeki süt üretim kapasitesinin düşmesine ve orta vadede kırmızı et krizinin baş göstermesine yol açmaktadır. Geçmiş yıllarda yaşanan benzer krizler damızlık popülasyonunda telafisi uzun yıllar alan ağır tahribatlar ve dışa bağımlılık yaratmıştır. Bu nedenle süt üreticisinin ekonomik olarak korunması aynı zamanda milli hayvancılık sektörünün tamamının korunması anlamına gelmektedir.
TÜSEDAD tarafından düzenli olarak paylaşılan bültenler ve raporlar anaç hayvan varlığının korunması adına yetkililere hayati uyarılarda bulunmaktadır. Açıklanan çiğ süt üretim maliyeti rakamları esas alınarak üreticilere sürdürülebilir bir kar marjı yasal güvenceyle garanti edilmelidir. Çiftçilerin katlandığı çiğ süt masrafı tam olarak karşılanmadığı takdirde hayvancılık faaliyetinden çekilen işletme sayısı hızla artacaktır. Damızlık hayvan varlığının sürdürülebilir kılınması amacıyla prim desteklerinin artırılması ve ödemelerin zamanında yapılması gerekmektedir.
Süt verimliliğini ve kalitesini artırmaya yönelik genetik ıslah ve profesyonel sürü yönetimi çalışmaları son yıllarda büyük bir ivme kazanmıştır. Yüksek verimli damızlık ırkların yaygınlaştırılması ve çiftlik otomasyon sistemlerinin kullanımı unit üretim maliyetlerini düşürmektedir. Teknolojik altyapıya yatırım yapan yenilikçi işletmeler kriz dönemlerinde finansal olarak çok daha dirençli bir duruş sergileyebilmektedir. Devlet destekli düşük faizli kredi imkanlarının teknoloji odaklı hayvancılık yatırımlarına yönlendirilmesi büyük bir zorunluluktur.
Genç nüfusun hayvancılık sektörüne olan ilgisinin günden güne azalması ve çiftçi yaş ortalamasının yükselmesi sektörün önündeki bir diğer yapısal sorundur. Kırsal alanda yaşam standartlarının yükseltilmesi ve genç girişimcilerin hayvancılık alanında desteklenmesi üretimin devamlılığı için şarttır. Genç çiftçilere yönelik hazırlanan özel hibe ve destek programları hayvancılık sektörüne yeni bir kan ve dinamizm kazandırmaktadır. Aile işletmeciliğinin modern ve teknolojik tekniklerle desteklenmesi kırsal kalkınmanın anahtarı konumundadır.
Gelecek Dönem Beklentileri ve Hayvancılık Stratejileri
Gelecek dönemde küresel ve yerel piyasalarda yaşanabilecek makroekonomik gelişmeler süt üreticilerinin uzun vadeli stratejilerini şekillendirecektir. İklim değişikliği, küresel tedarik zinciri aksamaları ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar önümüzdeki yıllarda da ana gündem maddeleri olmaya devam edecektir. Üreticilerin değişken piyasa koşullarına karşı esnek planlama yapabilmeleri ve risk yönetim modelleri geliştirmeleri büyük bir önem taşımaktadır. Çiftlik bazında maliyet analizlerinin düzenli yapılması ve üreticilerin finansal okuryazarlık düzeylerinin artırılması gerekmektedir.
Tarımsal destekleme modelinin girdi bazlı ve doğrudan üretimi teşvik edecek şekilde baştan aşağı yeniden kurgulanması beklenmektedir. Mazot, gübre, elektrik ve yem desteklerinin eş zamanlı, yeterli miktarda ve nakit olarak verilmesi çiftçinin üzerindeki finansal yükü hafifletecektir. Her bir süt üretimi maliyet kalemi ayrı ayrı analiz edilerek hedefe yönelik esnek destekleme mekanizmaları geliştirilmelidir. Şeffaf, adil ve öngörülebilir destekleme politikaları üreticilerin geleceğe çok daha güvenle bakmasını sağlayacaktır.
Süt ve süt ürünleri ihracatının artırılması iç piyasadaki arz fazlasının eritilmesi ve fiyat istikrarı açısından stratejik bir imkan sunmaktadır. Türk süt ürünlerinin uluslararası pazarlarda markalaşması ve hijyen standartlarının yükseltilmesi ihracat potansiyelini katlayarak artıracaktır. Dış pazarlara açılan işleme tesislerinin ham madde ihtiyacını yerli üreticiden karşılaması iç piyasa alım fiyatlarına güçlü bir taban desteği sağlayacaktır. İhracat odaklı büyüme stratejisi tüm hayvancılık ekosisteminin gelir düzeyini kademeli olarak yükseltecektir.
Kooperatifçilik modelinin Türkiye genelinde yeniden ve çok daha profesyonel bir anlayışla canlandırılması büyük bir zorunluluktur. Başarılı kooperatif örnekleri üreticilerin girdi maliyetlerini toplu alım gücüyle düşürürken ürünlerini hak ettiği değerden satmalarına olanak tanımaktadır. Yem tedarikinden süt toplamaya, işlemeden pazarlamaya kadar her aşamada ortak hareket eden çiftçiler piyasada çok daha güçlü bir pazarlık konumuna ulaşmaktadır. Güçlü kooperatifler hayvancılık sektörünün en sağlam ve sarsılmaz teminatıdır.
Özetlemek gerekirse temmuz ayı verileri ışığında gerileyen çiğ süt üretim maliyeti hayvancılık sektörü için kısa vadeli bir nefes alanı yaratmış olsa da kalıcı fiyat istikrarı için yapısal adımların atılması şarttır. TÜSEDAD tarafından açıklanan 26,87 TL seviyesindeki maliyet verisi üreticinin korunması ve pazar dengelerinin sağlanması adına son derece kritik bir referans niteliği taşımaktadır. Sürdürülebilir bir hayvancılık yapısının tesisi ancak üreticilerin katlandığı çiğ süt imalat masrafı dikkate alınarak adil alım fiyatlarının garanti edilmesiyle mümkündür. Önümüzdeki süreçte tüm paydaşların iş birliği içerisinde hareket etmesi, yem maliyetlerinin kontrol altında tutulması ve damızlık hayvan varlığının korunması Türkiye tarımı için hayati bir önem taşımaya devam edecektir.
